KÜRT KİMDİR?

 

ETEM XEMGİN’İN NOTLARINDAKİ CEVAPLAR

 

1947 yılında Malatya’da doğup, kan davası nedeniyle 1964 yılında İstanbul’a ailecek göç eder Etem Xemgin. Liseyi ve hukuk fakültesini İstanbul’da bitirir. Avukatlık yaptığı sıralarda 1980 darbesi olur ve ailesiyle birlikte Avrupa’ya gitmek zorunda kalır. Avrupa’da Kürt tarihi üzerine araştırmalar yapar. Araştırmalarını kitaplaştırır. İşte elimdeki kaynaklar arasında bulunan, Doz yayınları aracılığıyla 3 cilt olarak basılmış Kürt Tarihi, bu araştırmanın kitaplarıdır.                                     

Etem Xemgin Ekim 1997de dördüncü basımının yapıldığı 1.ci cildinin girişini “Kürtler Kimlerdir ve Asılları Hakkındaki Görüşler”le yapmaktadır. Başlıklarını kolaylaştırıcı olsun diye kendimin sınıflandırdığı işte bu görüşler de aşağıdaki gibidir:

 

                            Kürtler Avrupalıdır

 

  • Walter Scheefuss, “Asya’nın Beşbin Senelik Hikâyesi” adlı kitabında, “ Babillerden sonra önemli medeniyetler kuranlar, Arya ya da İndogerman ırkından olanlardır. Bunlar Kuzey Almanya’dan Rusya üzerinden geçip Türkmenistan’a kadar yerleştiler. Bu göç Kuzey Almanya’dan olan ilk göç değildi. Kuzey Arya’nın çiftçi halkı bu bölgede büyük devletler kurdular.”
  • Henrich L. Kaster, “Ortadoğu’nun Küçük Hikâyesi” adlı kitabında, “M.Ö. ikinci bin yıl ortalarında Oxus ve Jaxarts’dan İndoavrupa halkından güneye gidenler oldu. Bunlar İran grubu Medler ve Perslerdi. Persler Güney İran’a, Medler ise kuzeybatı dağlık bölgeye yerleştiler.”
  • Fischer, Dünya Tarihi’nin 4.cildinde Medler için, “Medler büyük ihtimalle Güneydoğu Avrupa’dan göç ederek ya Kafkas dağlarını aşarak veya hatta hazar denizinin güneyi ve güneybatısındaki dağlık bölgeye yerleştiler. Bu göç uzun seneler sürmüştür.”
  • C. Burney, D.M. Lang’ın “Önasya’nın Dağ Halkı” adlı kitabında, “ İndoavrupa halkı olarak M.Ö. 3000 yıllarında Güney Rusya ve Ukrayna’dan Kuzey Almanya’ya kadarki alanda yaşıyorlardı.” demesinden sonra şunu da eklemektedir: “Fakat ister filoloji açısından, ister arkeoloji açısından bu halkın buradan göç etmiş olduğu ispatlanamamıştır.

                   

                                      Kürtler Araptır

 

  • Mahmut Alusi, “Ruhulmani” adlı yorumunda, Kamusul Muhit’ten aktararak, “Kürtlerin aslının Arap olduğunu” yazar. Bazı Arap tarihçileri de M.Ö. 4000 ve 3000 yılları arasında Samiler’in Kuzey Afrika’dan Mısır’a, buradan da Filistin ve Suriye üzerinden kuzeye ilerleyip Kürdistan’ın dağlık bölgesine gelip yerleştiklerini ve sonradan Mezopotamya’ya kuzeyden ve doğudan saldırdıkları savından hareketle, bunun ispatı için de birçok Babil ve Asur yazılı belgelerine atıfta bulunurlar.
  • Bazı İslam tarihçileri de, Kürtlerin atasının Rabia-bini Nazar bini Mâd adında bir Arap olduğunu, bu kişinin Diyarbakır ve Diyarımudar’da (Rakka) egemenlik sürdürdüğünü ileri sürerler. Devamla sonraları bunların Gasanilerle birlikte Merep barajının yıkılmasından meydana gelen selden dağlara çekildiklerini, buralarda başka kavimlerle karışarak ana dilleri olan Arapçayı unuttuklarını belirtirler. (1)

 

                                    Kürtler ve Cinler (2)

 

  • Yine bir İslam tarihçisi, Kürtlerin Süleyman peygamber tarafından meclisinden kovulan Cahil ya da Cesad adlı bir cinin soyundan geldikleri veya bu cinin tutsak ettiği bir topluluğun aslından geldiklerini ileri sürer.
  • Bazı başka düşünürlerin -ki bunların çoğu Arap düşünürlerdir- görüşlerine göre “Kürtler Allahın üzerlerinden perdeyi kaldırdığı bir cin topluluğudur.”, “cinlerin Havva’nın kızlarıyla evlendiklerini, onşardan da Kürtlerin doğduklarını söylemişlerdir.

 

                                    Kürtler Farstır

                   

  • İslam tarihçilerinden Mesudi, Murulcelzeheb adlı kitabında, “Kürtlerin kökeninin İran krallarından Dehak zamanında onun zulmünden kaçan İranlılar olduğunu yazar. Aynı görüşü İran şairi Firdevsi, Şehname’sinde belirtmektedir. Bu görüşlerin benzerleri İran yazar ve tarihçileri tarafından savunulmaktadır (3). Bunlara göre Kürtler, Farsların bir aşireti olup konuştukları dil ise Farsçanın bir şivesidir.

        

                             Kürtler yoktur/Türktür

 

  •  1961’de Türk devlet başkanı Cemal Gürsel, M. Şerif Fırat imzalı “Doğu İlleri ve Varto Tarihi” adlı kitabın önsözünde,“Bugün milli eğitim bakanlığımızca ikinci baskısı yapılan bu eserin bütün Türk aydınları tarafından okunması büyük faydalar sağlayacaktır. Çünkü bu eser Doğu Anadolu’da oturan, Türkçeye benzemeyen bir dil konuştukları için kendilerini Türkten ayrı sayan, ilgisizliğimiz yüzünden bizim de böyle sandığımız vatandaşlarımızın su katılmamış Türk olduklarını bir defa daha ispat etmektedir. Hem de inkârına delil bırakmayan ilmi deliller ile… Tarihin hiçbir devrinde doğu illerinde bugünkü sakinlerini tortu olarak bırakacak yabancı bir göç vaki olmamıştır. Dünya yüzünde Kürt diye adlandırılabilecek müstakil hüviyetli bir ırk yoktur.” diye yazmıştır. 
  • Yine ünlü Türk gazetecilerinden Ekrem Uşaklıgil, “Son Posta” gazetesinin 11 Nisan 1946 tarihli sayısında,”Daha on yıl öncesine kadar birçok yabancının Kürdistan ve Ermenistan adını verdikleri Türkiye’nin merkezlerinden uzak bölgelerinde ihmal edilmiş Türkler vardı. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöllük ve unutulmuş köşelerinde kalan bu Türkler, Arapça ve Farsça kelimeler alıp Türkçe ile karıştırmışlar ve acayip bir lisan konuşuyorlardı. Bugün artık ilkokullar sayesinde bu durum hayli düzelmiştir. Umarız ki, yakın bir gelecekte bu Türkçe lehçesi yok olup gider.” diye yazar.
  • Horst J. Andel, “Yakındoğu Raporu” adlı kitabında, “ Bu haksızlıkların esas sebebi gerçekten Kürtlerin Önasya’da beş devlet tarafından işgal edilmiş olmasıdır. Bunun aslan parçası Osmanlı Devleti’nin parçalanmasından sonra Türk devletinin sınırları içinde kaldı.1920 Sevr anlaşması ile tanınan haklar, başta Türklerin babası Kemal Atatürk olmak üzere, Atatürk’ün o zamanlar Türkiye sınırları içinde 2 milyon kürdün yaşadığını söylemiş olmasına rağmen, genç Türkler tarafından bu hakları ellerinden alındı. Yönetimlerini kurmalarından hemen kısa bir süre sonra Kürtlere dağ Türkleri dediler, kültür ve dillerini yasakladılar ve Kürt ayaklanmalarını çok kanlı bir şekilde bastırdılar.” diye belirlemektedir.
  • O zamanlar başbakan olan İsmet İnönü Paşa, Sivas demiryolunun açılış töreninde şu beyanatta bulundu: “Beş seneden beri doğu vilayetlerimizde vukua gelen ve kökü dışarıda entrikalarla körüklenen isyan, bugün gücünün yarısını kaybediyor. Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur. Bu demiryolu sınırına ulaştığı gün her türlü tereddüt ortadan kalkacak ve her türlü entrika o zaman mutlak bir şekilde yerleşmiş olacak, bu hakikatin önünde tesirsiz kalacaktır.” (Milliyet No. 1636, 31 Ağustos 1930)
  • Türk Adalet Bakanı Mahmut Esat, Ödemiş’te seçmenlerinin önünde aynı yıl şunları söyledi:”Biz Türkiye denen, dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz. Mebusunuz inançlarından samimiyetle bahsetmek için buradan daha da müsait bir ortam bulamazdı. Türk, bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır: Hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman ve hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler.”(Milliyet No.1655,19 Eylül 1930)
  • Şeyh Said isyanının bastırılmasından sonra Diyarbakır İstiklal Mahkemesi, yargılamakta olduğu elli üç savaş esirine şunları söylüyordu: “Aranızdan bazıları, hükümetin idari yolsuzluklarını isyan bahanesi yaptılar, diğerleri hilafetin müdafaasını sebep olarak gösterdiler, fakat hepiniz bir noktada birleştiniz: Bağımsız bir Kürdistan yaratmak. Yıkılan ocakların ve dökülen kanların pahasını darağacında ödeyeceksiniz.” (28 Haziran 1925)
  • Türk milletvekili Yakup Kadri Karaosmanoğlu ise Kürt halkı ile Türk arasındaki durumuna ilişkin görüşü: “Bu muharebelerin kızıl alevleri iki ırk arasındaki mücadelenin sonu değil, bilakis başlangıcı anlamına geliyor: Avrupalılar’ın kendileri gibi Ari ırkına mensup olarak gördükleri Kürt ırkı ile Moğol olarak telakki ettikleri Türk ırkı arasındaki mücadele…” 

 

                                            ve diğer Kürtler..

r

  • Dr. Wolf Tietze, “Westerman Coğrafi Ansiklopedisi”nde, “Kürtler Xsenefon’un Kardular olarak ve Starbo’nun Gordyear olarak anlattıkları halklardan gelirler.” der.
  • Brokhaus Ansiklopedisi’nin 1970 seneki baskısında, “Kürtler Xsenefon’un belirttiği Kardular’ın özelliklerini taşımaları ile tanınırlar.” yer alır.
  • İslam Dünyası Ansiklopedisi, Kürtler Ortadoğu’nun dağ halkıdır. Tevrat’ta ve Kuran’da haklarında bahisler bulunmaktadır. Ataları hakkında mitolojik söylentilere göre akıllı bir kral olan Salamon’un soyundan gelmiş olabilirler. Kürtler esas olarak M.Ö. 612 yılında Ninive’yi alan Medler’den gelmektedir” diye belirtir.
  • Erlendur Haraldsson’un “Ayaklanma İçinde Olan Ülke Kürdistan” adlı kitabında, Kürtler hakkında ilk defa M.Ö. 2350 yıllarında yazılmış Sümer yazılı belgelerinde rastlanır. O zamanlar Sümerler tarafından Guti veya Kuti olarak adlandırılıyordu. Sonraları Asur yazılı belgelerinde Kürtlerin ismine Gardu veya Kardu olarak rastlanmaktadır. Bu isimler her iki devlet tarafından da dağlarda yaşayanlar anlamında kullanılmış.” diye belirtilir.
  • Hans Hauser’in “Allah’ın Üvey Oğulları Kürtler” adlı kitabında, “1854 yılında yayınlanmış bir ansiklopedide ‘Kürtler Babil’deki Kaldaharlar’la aynı halktırlar, bunlar Babil’de, Zagros dağlarında ve yukarı Mezopotamya’da bilinmeyen bir tarihten beri yaşıyorlardı. Bunların kendilerine özgü olan dilleri diğer dillerden çok Fars diline çok daha yakındır.18 ve 19.cu yüzyıllardaki İncil araştırmacıları Kaldaharlar’la Kürt halkının akrabalıklarını incelerken, bunların aynı halk oldukları ile karşılaştılar. Bu konuda zaten Tevratta Kürtler hakkında bahis bulunmaktadır‘ ” bilgisine yer vermektedir.
  • Vladamir Minorski’nin görüşüne göre, büyük bir olasılıkla Kürtler şimdiki Kürdistan’a, İran’ın doğusundan geldiler ve tarihin ilk çağlarından beri burada yerleştiler. Kürtler’in Kürdistan’a gelmezden önce buralarda başka kavimlerin, örneğin Karduklar’ın bulunduğu savı buna engel değildir. Doğudan gelen Kürtler buradaki halklarla karıştı veya karışmadan yaşadılar.
  • Christoph Von İmhoff’un “Perslerin İranı” adlı kitabında, Kürtler eski Medler’den gelirler, Perslerle diğer ırklardan birbirlerine daha yakındırlar. Şimdiki Rusya’nın güneyinde kalan ve İran’ın kuzey ve kuzeydoğusundaki steplere, ta Çin’e kadar bu dağlı Medler hükmetmişlerdir. Bu durum yunan tarihçisi Heredot ve Akamenidler’in tarih yazarları tarafından anlatılmaktadır. Merkezleri Van ve Urmiye gölleri çevreleriydi. M.Ö. ikibin yıllarında, güneyden Kafkaslar’a, Karadeniz’e kadar genişlemişlerdi. Sonraları Mezopotamya’ya da hükmettiler. Kürtler bilinen tarihten beri dağlık bölgelerinde ve Kafkaslarda bugüne kadar yaşamışlardır.” diye yazmaktadır.

 

(1)kaynak belirtilmemiş

(2)kaynak belirtilmemiş

(3)İran’daki tüm yazar ve tarihçileri içine alan bir genelleme yapılmış. Acaba öyle midir bilmiyorum.

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !